21/12/2009 ·

Yıkık dökük olmayan, güzel yaşamların yüzakı olmaya değer bir pencereden izliyorum Karadenizi.

Unutulmaya yüz tutmuş eski bir duygunun yüreğimde kalan son savaş mağduru düşünceleriyle

başka bir savaşa girmiş durumdayım.

Penceremin önünde görünse de hayat,

Asıl mücadele pencerenin bu tarafında en can alıcı çatışmalarla sürüp gidiyor...

Fırtınlara dışarıda dalların asiliğini kırıp,gururlarını eğdirse de asıl gurur mücadelesi pencerenin bu tarasında en içten haykırışlara neden oluyor.

Bir yandan gökyüzünün karanlığa terk oluşundaki hüznü içimde hazmedemesem de

Doğal bir yaşam gibi, göz kapalarımıon karanlığa dirençli haykırışları beni şaşırtıyor.

Dışarıda hayat her zaman olduğu gibi sürüp gidiyor.

 

Gecenin zifirisi olmasına rağmen,

Balıklar kendi ülkelerinde özgür dolaşmanın haksız cezalarına çarptırılıyorlar.

Balıkçılar,dünyanın en acımasız hakimleri olurken

Balıklar, haklıyken haksız duruma düşüyorlar herzamanki gibi.

 

Dışarıdaki yaşam böyle devam ediyor.

Balıkçılara esir düşen balıklar, ne ilk esarete düşenler,

Ne de balıkları kıskıvrak eden balıkçılar ağlarını özgürlük denizine salan ilk özgürlük hırsızları.

 

Ve ben de ne camın bu tarafında oturan ilk kişi,

Ne de eline kalemi alıp kağıdı dört temiz parçaya bölen ilk şairim.

Pencerenin bu tarafından da baksan,

O tarafından da baksan görebileceğiniz tek şey mücadele.

 

Balıkların balıkçılardan kaçma mücadelesi,

Balıkçıların, balıkları yakalama mücadelesi

Hep aynı...

 

Kaleminin mürekkebi bitmek üzere olan bir şiir yüreğinin mücadelesi,

Ne olabilir?

Balıkların mücadelesinden kutsalmı acaba?

Yoksa...

Boşa çabalayan,

Bomboş bir yaşamın,boşa dönen hudut çarkları gibi mi?

 

Hsnaa...


Yorum (yok) Yorum yaz!

21/12/2009 ·

Güzel bir yaşam diliyorum size

Onlara,ötekilere,bize,kendimize ve herkese

Gülücük,tebessüm tadinda,sessizce doğan güzel,aydınlık günler diliyorum.

Aydınlığa hasret,yağmura muhtaç çöl topraklarına

 

Sahip olduğumuz,kendimizin bildiğimiz herşeyin

Kıymetini bilmeyi,

Karanlık çökmeden aydınlığı yaşamayı,

Aydınlık gelmeden, karanlıkta,aydınlığı hak etmek için çabalamayı

Diliyorum...

 

Yaşamayı hak etmeyi diliyorum.

Nefes alıp vermeyi,

Nefes alıp veren herşeye saygı duymayı,

Saygı duyulması gerekenlerin önünde

Çeketinin düğmelerini iliklemeyi diliyorum

 

Tekrardan sevmeyi diliyorum

Küfrettiklerine dua etmeyi,

İyi olmayı,

İyi olmayı hak etmeyi,

Barışı ve birdaha küsmemeyi diliyorum.

 

Kendime dönmeyi,

Kendime dönerken asıl ''ben'' i bulmayı,

Kendimce yaşayıp, kötü olmamayı diliyorum.

 

Güzellere ait olmayı,

Güllere sahip olmayı,

Birşeylerin kendime sahip çıkmasına izin vermeyi diliyorum.

 

Cennete ait olmayı diliyorum.

Sahibimin onun olmasını,

Onun da beni sevmesini diliyorum

Cennetin var eden,cennet kadar güzelliklerin

Yüreğimde taşıdığım güzellikleri sarıp sarmalamasını diliyorum.

 

Cennete ait omak için çabalamayı,

sadece bunun için barışı bir kenara bırakıp,

En can alıcı mücadelelere girmeyi,

Savaşmayı diliyorum.

 

Cennet'in Olmayı Diliyorum.

 

Hsnaa...

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

8/12/2009 ·

Avuçlarımı birleştirdim semaya kaldırdım

Zorluk çekmeden dudaklarıma da semaya yakışır birkaç çümle ekledim.

İlk çıkan sözçükten en son çıkacak olan sözcüğü kestirebiliyorum

İlk çümlemde umutlarımı daim kılmasını istedim Rabbimden

 

Daha sonra hayallerime ulaşmadaki çabamı hayallerime yaraşır olmasını,

Zorlukların üstesinden gelmedeki inadımın hiç kırılmamasını,

Kimseden yüz çevirmemeyi,iyi olanlarla beraber olmayı diledim...

Savaşlarımın galibi kim olursa olsun

Yenilsemde kendimi galib saymayı öğrenmeliydim.

 

İlk adımımda öğrenmeliydik gücsüz düşmenin yenilmek olmadığını

Herşeyin bitmiş olabileceğini nasıl da düşünmüştük.

Birşeyden korkmaktan önce korkmaktan korkmalıydık.

Herşey olup bitmiş ve biten o herşeyle beraber bizde bitmiştik...

Kahrolmuştu günlerimiz,umut doğradığımız yarınlarımızda hayal kırıklıkları boyverecekti.

 

Böyle düşünmüştük,

Böyle bilmiştik,

Böyle görmüş,

Böyle işitmiştik...

 

Zamanın hiç geçmeyeceğini,

Hep o acı günlerde yaşayacağımızı

Ve hiç bir zaman günyüzlerini göremeyeceğimizi sanmıştık...

Tebessümü,

Gözyaşıyla değiştirip,

Çok güldüğümüz o güzel günleri unutarak

Hep ağlayacaktık.

 

Umudumuz tükenecek

Ve

Hayal kurma gücümüzü kaybedecektik.

Nasıl da gececekti bu günler,

Ya da hiç geçmeyecek,

Karanlık,

Kapkara bir perde gibi, penceremizin önünü kapatacaktı...

 

Bitmiştik,bitirilmiştik

Yalnış yapmış,

Yapmamamız istenen hamleyi yapmış,

Karanlığa ve umutsuzluğa terk etmiştik kendimizi...

 

Halbuki bilmiyorduk günler geçip gidecek,

Yarınlar hep karanlık, acı dolu değil

Bazen de mutluluk getirecekti bize

Hep ağlayacağımızı düşündüğümüz günler olmuştu halbuki,

 

Gün gelecek,

O karanlık perdeyi,

O güçsüz kıldığımız parmaklarımızın bir arslan pençesi gibi yere çalacağını nasıl da düşünememiştik.

 

Nasılda herşeyin bittiğini düşünmüştük.

Oysa beyaz tenli bir çocuğun, kıpkırmızı olmuş yanaklarının ve bakışlarındaki tebessümü bizi ne kadar da mutlu etmişti...

 

Yağmur yağınca ne kadar da sevinmiştik,

Oysa hiç gülmeyecek,hiç sevinmeyecektik...

Ne kadar da yanılmışız,

Bir daha birini sevemeyecek,

Hep o en son sevdiğimiz insana Lanet okuyacaktık...

Buğün gülüyorsak

Belki yarın sevebiliriz de...

 

Şimdi düşünüyorum da

Neydi o günler, gözyaşları, umutsuzluklar ve bir yığın aptallık...

 

Evet, aptallık...

Gün gelecek ''üzüldüklerimize üzüleceğimizi'' nasıl da düşünmemiştik...

 

Hsnaa...


Yorum (yok) Yorum yaz!

8/12/2009 ·

 

Avuçlarımı birleştirdim semaya kaldırdım

Zorluk çekmeden dudaklarıma da semaya yakışır birkaç çümle ekledim.

İlk çıkan sözçükten en son çıkacak olan sözcüğü kestirebiliyorum

İlk çümlemde umutlarımı daim kılmasını istedim Rabbimden

 

Daha sonra hayallerime ulaşmadaki çabamı hayallerime yaraşır olmasını,

Zorlukların üstesinden gelmedeki inadımın hiç kırılmamasını,

Kimseden yüz çevirmemeyi,iyi olanlarla beraber olmayı diledim...

Savaşlarımın galibi kim olursa olsun

Yenilsemde kendimi galib saymayı öğrenmeliydim.

 

İlk adımımda öğrenmeliydik gücsüz düşmenin yenilmek olmadığını

Herşeyin bitmiş olabileceğini nasıl da düşünmüştük.

Birşeyden korkmaktan önce korkmaktan korkmalıydık.

Herşey olup bitmiş ve biten o herşeyle beraber bizde bitmiştik...

Kahrolmuştu günlerimiz,umut doğradığımız yarınlarımızda hayal kırıklıkları boyverecekti.

 

Böyle düşünmüştük,

Böyle bilmiştik,

Böyle görmüş,

Böyle işitmiştik...

 

Zamanın hiç geçmeyeceğini,

Hep o acı günlerde yaşayacağımızı

Ve hiç bir zaman günyüzlerini göremeyeceğimizi sanmıştık...

Tebessümü,

Gözyaşıyla değiştirip,

Çok güldüğümüz o güzel günleri unutarak

Hep ağlayacaktık.

 

Umudumuz tükenecek

Ve

Hayal kurma gücümüzü kaybedecektik.

Nasıl da gececekti bu günler,

Ya da hiç geçmeyecek,

Karanlık,

Kapkara bir perde gibi, penceremizin önünü kapatacaktı...

 

Bitmiştik,bitirilmiştik

Yalnış yapmış,

Yapmamamız istenen hamleyi yapmış,

Karanlığa ve umutsuzluğa terk etmiştik kendimizi...

 

Halbuki bilmiyorduk günler geçip gidecek,

Yarınlar hep karanlık, acı dolu değil

Bazen de mutluluk getirecekti bize

Hep ağlayacağımızı düşündüğümüz günler olmuştu halbuki,

 

Gün gelecek,

O karanlık perdeyi,

O güçsüz kıldığımız parmaklarımızın bir arslan pençesi gibi yere çalacağını nasıl da düşünememiştik.

 

Nasılda herşeyin bittiğini düşünmüştük.

Oysa beyaz tenli bir çocuğun, kıpkırmızı olmuş yanaklarının ve bakışlarındaki tebessümü bizi ne kadar da mutlu etmişti...

 

Yağmur yağınca ne kadar da sevinmiştik,

Oysa hiç gülmeyecek,hiç sevinmeyecektik...

Ne kadar da yanılmışız,

Bir daha birini sevemeyecek,

Hep o en son sevdiğimiz insana Lanet okuyacaktık...

Buğün gülüyorsak

Belki yarın sevebiliriz de...

 

Şimdi düşünüyorum da

Neydi o günler, gözyaşları, umutsuzluklar ve bir yığın aptallık...

 

Evet, aptallık...

Gün gelecek ''üzüldüklerimize üzüleceğimizi'' nasıl da düşünmemiştik...

 

Hsnaa...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

23/11/2009 ·

Sağınıza solunuza baktığınızda kimseniz yoksa...

İşiniz bitmiştir...

Uğraşmayın. Kurtulamazsınız.

Kurtulamadığınız an,

İşkenceden işkence beğendiğiniz andır.

 

Ne yaraya tuz basmak,

Ne günlerce susuz kalmak,

Ne de darağacında bir kemente sahip olmak...

Bunların hiçbiri kurtaramaz sizi

 

Çünkü daha büyük korkulara sahipsinizdir.

Çünkü bir cellatınız dahi yoktur sizi ipe çekecek.

Ölümlerden ölüm beğenseniz de fayda etmez.

Kendi tetiğinizi çekemezsiniz

Bir tetikçi dahi bulmak zordur.

Kendi cellatınız, kendi tetikçiniz olmalısınız.

 

İpi tam şah damarınıza düğümleyip,

Tetiği tam şakağınıza sıkmalısınız

 

Eğer kimseniz yoksa...

Kimsesizsiniz!

 

Etrafınız kalabalık olsa da...

Hayat alış verişinde hüzün satacağınız kımse olmuyorsa

Hayat ticaretinden bihabersinizdir.

Hep hüzün alıp,

Mutluluk verenlerindir bu yaşam.

 

Eğer tutunacak bir vadeniz yoksa

Kabarmıssa alacaklı defteriniz

Vereceğiniz birşeyde kalmamıştır.

Çünkü,

Sizden alınanlar,

Sizde birşey bırakmamıştır.

 

Ne arkanızda bir dost eli,

Ne de omuzunuzda dayanacağınız bir omuz yoksa

Hayatta başarısız olduğunuzun resmidir.

Cezası ise yok olmaktır.

Yok olmak da kolay değildir.

Kaçmak, ardına bakmadan koşmak

kolay gelir.

Ancak, o tetiğe basmak kadar zordur.

 

Emin olun ki,

 

Elinizde olsa kendinize mermi yağdırırdınız.

Elinizde olsa o hiç çekemediğiniz ipi binlerce kez çekerdiniz.

Ama yapamazsınız...

 

Yapamadığınız zaman,

Herşeyin birtmediğini anlamalısınız.

 

Ne Kaldı?

 

Sorusunun cevabını bulmak zordur.

Ama tetiğe basamıyorsanız

Kalan tek şeyin ''umudunuz'' olduğunu anlamalısınız.

 

Çünkü,

Umut bitmeden;

Üzerinize dağlar,çığlar devrilse altından sapasağlam çıkarsınız.

 

Bu yüzden herşeyinizi yitirin,

Kaybedin kendiniz,

Arkadaşınızı,dostunuzu,annenizi,ailenizi,aşkınızı...

Kaybedin ama asla ve asla...

 

''umudunuzu kaybetmeyin''

 

Eğer umudunuzu kaybederseniz,

O çekemediğiniz ipi çekecek,o basamadığınız tetiğe basacak

Milyonlarca kader korkağı çıkar karşınıza...

 

Bitti sanmayın, terk etmeyin düşlerinizi

Ağlayın,ağlatın

Ama sakın ağlarken gülmeyi,

Ağlatırken güldürmeyi unutmayın...

 

Düşün, düşürün

Ama kalkmayı ve düşeni kaldırmayı unutmayın...

 

Karanlık gündüzlere,

Doğmayan günyüzlerine aldanmayın

 

Onlar karardıkça siz son kibrit çöpüne kadar,

O büyük, dev aleviniz için çabalayın.

Her sönen kibrit çöpünden sonra ''yanmayacak'' diyerek kendinizi ''yakmayın''

 

''Kendinizi yaksanız dahi,küllerinizin her bir zerresi dünyanın dört bir tarafına savrulmadıkça 'küllerinizden' doğabileceğinizi sakın unutmayın''

 

Hsnaa...

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

11/9/2009 ·

Şimdi...


Başlamalıyım bir yerden. O yarınlara ısmarladığım, ''yarın yaparım'' dediğim, o yarınların eyleme geçecemiş öbür yarınların eşiğindeyken; ''yarın kesin yaparım'' dediğim dünün bu günündeyim. O ''yarın yaparım'' dediğimi yapmak için oturdum,sandalyemi düzelttim,kalemimi koyulaştırdım ve yazmaya sessiz bir sesle başlamak üzereyim... Uzun zamandır düşünmekte olduğumu yazacağım. yazdıklarım hayatıma kesintisiz,saf bir şekilde aktığı için önemli olacak. Ya da hayatım saf ve kesintisiz bir şekilde kağıtlara aktığı için hayatımı anlamış olacağım... Nerde ne yapılmış, hangi taşa takılınılmış,hangi engeller aşılmış,nelerde ısrar edinilmiş,nelerden kaçılmış bunlar gibi bir çok ''neler'',''hangileri'', ''ne'',''nasıl'' sorularının soru işaretleri silinecek cevapların galibiyetiyle sonuçlanacak bir iç döküş yada içe bakış olacak bu yazı...

          Bu kadar uzun zaman kendimle hesaplaşmamış olamam.İnsan bu kadarda kendini unuturmu? Şüphesiz unutmamışımdır da bir kenara bırakmışımdır. Ama Öyle olmuş ki kendimden bihaber oluşum bir yığın soruyla ve soruların sorularıyla muhattap etmek üzere beni. Nereden başlamalıyım? nereden! Bir yerden tutmalıyım ipin ucunu o hayal dünyamın ucsuz bucaksız ovalarında yakalamaya çalıştığım ilk okul kaçaklarının buluştuğu uçurtma kapışmasının kaçırılan ip uçlarının hüzün anını yaşıyorum... Gitti! tühh! diyorum hep... Ama o ip elimdeydi. Elimden kaçtı.Kaçırmamak elimdeydi. Kaçmadan önce ipe dikkatlice bakmalıydım. Evet öyle yapmalıydım. Ama ozamanda uçurtmayı izliyemiyordum ya da uçurtmanın masmavi semadaki büyülü dansı beni ipten uzaklaştırıp ipini kaçırdığım düşlere götürüyordu... Uçurtma uçurtmak güzeldi ama ipin uçunu kaçırmak hüsranın tebessüme vurduğu sert bir tokat tı.

Yorum (yok) Yorum yaz!

24/8/2009 ·

Bu gece...

Gece mi gündüz mü ? belli olamayan bir andayım yine
Sıkıntım, dert batağı anlarım yok eskisi gibi
Vucudumu korku titremeleri de sarmıyor artık
Korkmadığımdan değil korkuya alıştığımdan

Belki bulunduğum an faklı
Ama ben faklı anlardayım
Soğuk bir İstanbul sabahını düşlüyorum 
Sıcacık samyeli eserken

Ayaz şuanki sıcaktan daha soğuk
Karanlık ile aydınlığın buluşması şuanki buluşmadan daha bir özlemli
Dünden yerde kalan kar
Düşlerin bile buz kestiğı bu şehirde
Katılaşan duygularıma hevesle semsert olmuş
Elle dahi tutamadığım hayallerim İstanbulun
Ters,dik kaldırımlarında oradan oraya savruluyor

Yürümeye çaılıyorum
Şuanki samyelinden daha bir korkunç
Soğukla rüzğarın el ele verdiği
Düşlerimi çatlatan tuz buz eden bir soğuklukla
İnatlaşarak yürümeye, ayakta durmaya çalışıyorum

Şuan duygularım ne kadar eriyip yok olmussa
O karanlıkla aydınlığın el el tutuşup ayazı ortaya çıkardığı düşlerimde
Daha çok buz kesmiş...
Şuan ne kadar zorlanıyorsam ellerimle kalemime hükmetmeyi
O anda ayaklarıma söz geçirememekten şikayetçiyim...

Bir köşe başı daha geçmek üzereyim
Soğuk ve fırtına  karşımda
Arkamda donmak üzere olan düşlerimle
Köşenin ardını merak ediyorum
Şuan ne kadar üşümek istiyorsam
O an okadar güneşi görmek istiyorum

Karanlık...
Elini uzattığından beri gündüze
Gece kaybettiğim umut, yanımda beliriyor
Şuan ne kadar umutsuzsam soğuktan yana
O an sıçak bir kahve içiriyor umut türküm bana

O an ve ya bu an
Soğukla sıcak,bir hayalin sınırını yansıtıyor
Hayaller genelde sıcaktır
Ancak sıcak düşleri bile üşütmüşse geçmiş
Donmak üzereyse hayaller
Fırtına ve soğuk kapatmışsa gözleri 
 
Terse döner hayaller...

Şimdi...
Bir tebessüm sardı duadaklarımı
Gülüyorum yine...
Soğuk istanbul sabahı güneşiyle buluşmuş olmalı
Bense bu günümde karanlıkları bile aydınlatmak üzereyim

Gülmeliyim...
Çünkü her güldüğümde
Bir sokak lambası daha yanıyor bu karanlık sehirde...


Sizde ''Öyle'' yapın

''Gülün''
Karartmayın hayatınızı

hsnaa...



Yorum (yok) Yorum yaz!

8/8/2009 ·

Teker teker dizildi engeller
iblisler,kader korkakları
Bir de ben...
Tek başıma alt üst ettim dengeleri
Kendimi bile yendim...

Şaşkınlıkğa şaşkın kalanlar
Günahsızların şaşkınlıklarına ugrarlar
Şaşkınlığa şaşmadan
Ammena demek kafidir
Hayatı öğrenmek ve şaşmamak için

Mutlu olmanın yolundaysan
Güle ulaşmak için
Gülizarlarda kanamalı avuç içlerin
Tek bir damla kan akıtmadan ulaşılan gül
Solmaya mahkümken
Avuçları kan dolan gül avcıları
Kendi kanlarıyla sularlar gülleri

Kolay elde edilen
Kolay kaybolur
Kolay yazılan
Kolay silinir

Uğraşılan,bıçakla yazılan
Zor silinir,silinsede hatıra kalır geçmişin yarık izleri
Akan su geçirilen boş zamansa
Kalan kum emektir...

Konuşmak,haykırmak
Rahatlatıcı olsada
Anlık sinirden ibarettir
Susmak ise
Daha güçlü haykırışların sessizliğidir

Aşk uzaksa
Uzağı yakın etmek
Yakınları uzak etmekle eş değerdir.
Ders vermeden ders almak gerekirken
Doğru derslerin doğru akıl hocalarının noksanlığı
Yalnışarın doğrulara karışmasına neden olur
Oysa geçek olan hedefinden şaşmamaktır
Yalnış hedefler yalnış sonuçların
Son bulmayan bunlarımlarına gebedir
Öyleki;
''Deveyi merkep pazarında bulamassın''

Hayal kurmak güzeldir
Hayal alemi toz pembedir
Ancak yaşam romantik değildir
Realizmin rüzgarları eser
Kol gezer gerçekler yalnış sokakların yalanla yıkanmış kaldırımlarında

Yaşam,suçların atıldırğı,
Her yalnışta sorumluluğu ona yüklediğimiz
Sevmediğimiz bir adama benzer
Günah keçisi ilan edilecek olan
Ta kendimizdir aslında
Gerçeklerden korkamanın sonucudur
Hayatın dert batağı günlerle geçmesi
Birazda vurdum duymazlığın,korkalklığın
Ve sorumluluktan çekinmemizdir
Yaşamı ''yaşam'' yapan

Yalan olan dünya değil
İnsanlardır
Geceler hiç bir zaman karanlık değildir
Geceleri de karartan bizleriz....

Hsnaa









Yorum (1) Yorum yaz!

2/6/2009 ·

Yaşadınız...
Yaşıyorsunuz
ve
Öleceksiniz...

Bir ölüm sessizliği gibi geçmiş olsa da yaşam
Yine de sessizliğin sesi olmayı becerdiniz
Yeri geldi güldünüz, yeri geldi yağmurları kıskandırdı göz yaşlarınız
Hepsinin yoplamı yaşamı verdi size...

Sadece yaşamı...
Yaşıyorsunuz, nefes alıyorsunuz, konuşuyorsunuz, susuyorsunuz...
Kızdığınızda oluyor,sakinlikten bulutların üzerinde olduğunuzda
Tamam artık! yeter deyip bardakları dolduran suların taşkınlığını da yaşıyorsunuz
Susup, kenarda kalıp hayatı izlediğinizde oluyor....

Peki susmak mı önemli bu hak kavgasınının hüküm sürdüğü yaşamda
Haykırmak mı?
Haykırsanız elinize ne gececek susutuğunuzdan biraz az biraz fazla
Öfkeyle kalkıp zararla oturduğunuzda oluyor alt etmenin huzuruyla başınızı yastığa koyduğunuzda

Peki, Kaybedenin olduğu bir yarışta kazanmanın mutluluğuna değermi Haykırmak!
Kiminize göre değer, kiminize göre değemez!
Yaşamda böyledir.
Öyle bir söz çıkarkı dilinizden
Duduaklarınız dahi şaşırırı söylediğine kulaklarınız duymaktan çekinir...

Söz söyleyip konuşmanın peşine düşeceğinize
Susup konuşmanın yararı yep yeni doğan gün yüzleriyle eş değerdir...
Son sözlerinizi söylemekte acele etmeyiniz
Bilimelisinizki son sözlerni söylemede acele edenler,
Daha sonra söyleyecek bir tek sözcük dahi bilamazlar...

Susun,Susun,Susun

Süküt ile tanıştırın hayatınızı
Yıldırımların eksik olmadığı,
Gök gürültülerinin yeri göğü inlettiği O hayatınızdan biraz sıyrılıın
Kendinizle Kendi susukunlğunuzla tanıştırın kendinizi

Hsnaa...

Yorum (yok) Yorum yaz!

25/5/2009 ·

Ne yalan ne gerçek
Ne yaşanılan ne de yaşamdan gayri
Huzur ve sükün gibi
ömür, bir yağmur,
Bir fırtına,
Bir güneşli gün gibi

Hayatıma süküt ettiren
suskunluğuma neden olan
Tozpenbe düşlerin,
Kırık,acı ve şevkatten uzak
Izdırap duvarlarlarına çivilenmiş gibi
Bir işkence misali... susmak

Ya da cesarretten uzak,
Belkide serbest kalan mahkümların
Özgürlük sevinci gibi
Bir tuaflık var bugün üzerimde

Hiç olmadığım kadar yorgun
Hiç susmadığım kadar suskunum
Aynı zamanda kendimle çelişirken
Bu çelişiklik zincirinin halkaları
Bir bir gözümden sonsuzluğun
Sonsuz ve dipsiz kuyularına sürükleniyor

Nereye gidiyor düşlerim...
Hsnaa...

Yorum (yok) Yorum yaz!