9/2/2009 ·
Bütün doğrular yalan çıktığı an
Yalanlardan sıyrılıp,gelmesini beklediğin,
yalvarıp yakardığın.
Gururunu yerlere,ayaklar altına serdiğim bir andayım.
Nasılda bir sevgi,
Nasıl bir aşk büyütmüş
O küçücük ellerin
Nereden de yapışmış aşk gündüzlerim yakana
Nasılda bağlanmış,
Aşkta titrek ellerim sana
Oysa geçen ömürde
Mutluluğun zerresini dahi görmemiş olan gözlerim
Bu kadar yakınken mutluluğa
Neden? hala uzaklara hasret
Neden? ''Neden'' deyişlerimin ardı
Dolan gözlerle son buluyor.
Oysa tek damla gözyaşına dahi denk gelmeyen yaşam,
Ne kadar da boş!
NE kadar da boş geliyor
Bir beşere yazılmış satırlarım
Ne kadar da anlamsız,
Mutluluk potresini çizme uğraşım.
Şimdi yitik ve yıkık bir aşk masalının
Aşk olmayan,acı,hüzün olan
Son satırlarındayım...
Yine yazıyorum...
Yine birşeyler karalıyor,
yine bir uğraştayım.
Ne zaman dinecek
Kalemimdeki yaşam göz yaşları?
Ne zaman mutluluk alacak
Hüzün dolu satırlarımın yerini...
Ucu bucağı belli olamayan gönlümde
Kimseye tamat etmeden yaşadığım ömrümde
Görülmedik hesap kalmasın diye mi?
Unutulmasın diye mi?
Hatırlanıp,geçmişe vay be! demek için mi?
Hayat ve hayatın bir yansıması olan sen,
Hep son sözü söylemete acele davranırken
Ben hala susuyorum...
Susarak konuşanların hüznünü yaşattığım
gönlümde,
Hala
Son sözümü söylemiş değilim.
İki kelimen var dudaklarımın arasında
Söylesem isyan edersin!
hsnaa...
14/1/2009 ·
Bu şiir sana...
Yazılamayan tek satırım sendin
Yazmadığımdın
Hayatımda kaleme almaya çalışacagım,
Yürek yüreğe işleyecegim son şiirim,
Son nefes gibi yazacagim,
Son notkam olacaksın
Şaiirlik yanımın.
Bitireceğim herşeyi,
Yakacağım aşıklara aşk olan satırlarımı
Gidişlerin ve geriye dönmeyişlerinin
Hesabını,yada hüznünü vermiyorlar bana
Herşeyi yazacağım,
Sözlerin yazılacak ilmek ilmek işendiği gibi
Yüreğime...
Sen olacaksız satır aralarımda,
Senden bahsedecek yazılan son umut türküm
Hayallerimin ulaşılmazlığı gibi
Yaşamın tuaflığı gibi
Seninde gelişin tuaf oldu
Güneş ne zaman doğmuştu ki...
Güneşin ilk battığı memlekette bana doğacak
Şaşkınlığım hüzün ve mutluluğu bir arada yürütürken
Beynime kalbimden gelen sinyalleri
Engelleyemez oldum
Durup düşünürken hayatı
Düşlerin kırık,acı çektiren dakikalarına her an muhattap olmayı göze alarak
Senin şiir'ini yazımdım...
Tutukluluk yada hüzün resmini çizmede usta olan parmaklarım
Seni anlatacak ya son sartırlarımda!
İlk ve son olarak birini ekleyecek ya yaşam tecrübeme
Korkuların korkularıyla birlikte yazacagım seni!
Olmadı,yapamadım
Seni bırakıp gidemedim
İhtiyacın da yokmuş bana
Bensizde yapabilirmissin
Bende sensiz yapabileceğimi umarak,
Bir bilsen,
İpini kaç kere çektim!
Kaç kere önümde diz çoktürdü satırlarım seni
Kaç kere seni sevmiyorum diyerek
Deryalarında boğuldum...
Seni sevmiyorum derken bile
Seni sevdiğimi anladığımda
Bakışlarına mutluluk yerine
Acımasızlık sinmişti sanki...
Sanki gerçekten gitmiştin...
Terk etmiştin hiç gelmediğin gönül odamı...
Ama sana acımayacaktım
Gittiğin an bitirmek istedim seni...
Yok etmek,
Silmek,karalamak,yalan derylarına salmak
İstedim.
Geleceğini ummadan,
Kendi deryalarımda yalnız bogulacaktım.
Yapamadım...
Kıyamadım...
Yitik aşkların savaşcısı olduğumu anladım.
Kırık dökük yaşamların yaraştığı gönlümede
Cesaretle haykırdığım,
Günden güne büyüttüğüm
Sen olmalıydın...
Tek duvarı yıkılmaktan kurtulmuş yıkıntıların yıkılmamış duvarı olmalıydın.
Eğer senide yıksaydım;
Kendimle çelişir,sana hiç bir beşere yapmadğım haksızlığı yapardım
Eklemeliydim senide geçmişin altın sayfalarındaki insanların arasına.
Senide yazmalıydım,
İlk ve son yazdığım şiirlerimin arasına.
Şimdi uzak olsada mutluluk
Mutluluğunun resmini
Tebessümlerinden çalıp eklediğim gönül potremde gülüyorsun.
Bakıyorum da gülmek,
Gülmek,
Hiç bir zaman bu kadar yakışmamıştı sana.
Hayat,
Öğrettiği gibi,
Benim öğrenip
Öğrettiğim gibi
''Benim defterimde yazılmak
Hüzün defterinden silinmektir''
''Gücün yetiyorsa gel de al mutluluğunu''
Hsnaa...
10/1/2009 ·
Anılar mı?
Hagileri?
Sahi varmıydılar...
Hiç oldularmı acaba?
Anı da ne ki?
Yaşanılmışmıydı?
Geçmiş olandı galiba
Hatırlamalıyım acı yada tatlı olmalı
Acı olan mı anı?
Tatlı olan mı?
Yada her ikiside mi?
Ya neymiş bu ?
Düşüyormuş peşine adamın
Neydi acaba
Zor birşey mi ?
Yoksa itiraf edemediğim,
Hatırlamak istemediğim
Geçmişim mi?
Öyle birşey galiba
Bazen susturmak istersiniz onları
Kes sesini be!
Dersiniz
Bir süre susar
Bir süre daha...
Ancak bir yerde haykırışların sonu gelmez
Anılar düşer peşinize
Siz kaçarsınız
O kovalar siz kaçarsınız
Doğanın kanunu dur
''kaçan kovalanır''
Rahatsızsanız bu kaçıştan
Geri dönün
Sarın elinize anıların kıvırcık saçlarını
Sorun hesabınızı
O da size sorsun...
Ne kaybedersiniz ki...
Geride vermediğiniz hesap kalmaz
O kadar...
Yine de beni dinleyin siz
''Dönün geri''
Hsnaa...
31/12/2008 ·
İlkten bir ışıkla başlar herşey
Yada sönmüş bir kora düşen kıvılcımla
Yanmak istenilmez ilk önce
Yaşanılmış ömürler yakmıştır geçmişi çünkü
susarak, gözlere düşer konuşmalar
İlkden haykırmak olmaz sessiz bakışlarla başlar ilk haykırışlar
susmanın sonu konuşmak olmaz
Dudaklar susmaya susar,
Gözler boş yere dolmaz
Merkezde başlasa da yangın
Kenarlardadır asıl kor
İçi yakmaz...
Yangınlar kenarda başlar
Merkezde son bulur
Tam ortasına geldiğinde yanmalar
İşte ozaman başlar hayattan soğumalar
Aslında kuru bir yangın öncesinde
Kuru bir istek yatmaktadır
Kupkuru bir dostluk,
Rüzgardan korunmak için,
Kupkuru bir duvar...
Hsnaa...
27/12/2008 ·
İsmail, Huzur dolu,tebessümlü ve heyecanlı bir şekilde evine girdi artık bu şehirde de bir mutlu anı olduğunu düşünecek geçmişte bu şehir de de beni ben edecek seylere imza attım dıyecekti. İsmail'in içindeydi bu kimseyi kıramıyor,kimsenin onun yüzünden üzülmesini asla istemiyordu.Kendisinin farklı olduğunu düşünmüyor,bu farklılıgın nedenini sorgulamıyordu... Bir an Seda'ya haksızlık ettiğini düşündü.Şaşkınlıkla bu da nerden çıktı! o ''çok haksız'' deyip kestirip attı. Ancak ''kestirip attığını'' sadece düşünmüş oldu. O düşünce onu kemirmeye başlamış,İnsanalara her tebessümle baktığında kendini suçlamaya başlayacagının ilk sinyallerini vermeye başlamıştı yorgun ama genç yüreği...
Şimdi hazırlık yapma zamanı bu şehirden uzaklaşma zamanıydı belki Sevda ile Mehmet'in düğününe kalabilirdi yada kalamazdı. Sahi onların bir düğünü olacakmıydı kimseleri yoktu ki... Bir an dondu kaldı bir iyilik diye düşünürken evden aceleyle çıktı. Bir telefon kulubesine girerek cebinden bir kağıt parçası çıkardı. Ve Ayşe'nin telefon numarasını telefona tuşladı. Ayşe bu şehirden uzaklaşma ve yolculuga hazırlık telaşındayken telefonu açtı...
Efendim!
Alo!
Ayşe, İsmail'i tanımıştı...
İsmail, ''bir konu için senin yardımına ihtiyacım var eğer işin yoksa görüşebilirmiyiz'' dedi.
Ayşe, İşinin olmadığını söyledi, ''görüşebiliriz tabiki'' dedi.
Ve Ayşe kendi arabasıyla İsmail Dolmuşla Eyüp'de bir caybahçesinde buluştular...
İsmail,daha önceden gelmiş, tebessümle söylediği çayı içiyordu. Ayşe'de çok geçmeden bu tebesüsümlü anı yakalaybildi.
Samimiyetle ''Oh! İsmail bey! keyif çayı içiyorsunuz galiba biz hazıurlık telaşındayız iki ayagım bir papuca girdi! Allah bozmasın dedi ve kahkahayı bastı...
İsmail'in dudakları da bu anın oluşmasını beklermiş gibi kulaklarına yaklaştı...
Tebessüm dolu saniyelerin ardından Ayşe, masaya oturdu ve tek şekerli çayını garsondan rica etti.
Sonra İsmail'e dönerek ''güldüğünüze göre güzel bir şey büyük bir sorun olmasa gerek'' dedi.
İsmail, ''yok çok güzel birşey aslında.Kendime yetebilseydim sani rahatsız etmezdim'' dedi.
Ayşe, iyice heyecanlandı İsmail tutuğunu koparan bir kişiliğe sahiti nasıl olurduda kendine yetemezdi. Yoksa güçlü gözüküp dirençsiz miydi?
Ayşe bütün bunları kafasından geçirirken;
İsmail, Geçenlerde bir büfede yemek yerken tanıştığım iki genç'in yardıma ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.Yapayalnızlar yardım etmek istedim bir arkadaşımın evi vardı onu bıraktım onlara ama daha yüzleri tam olarak gülemedi. Daha ne yapabilirim diye birilerine sorma ihtiyacı duydum aklıma sen geldin...
İsmail, Mehmet ve Sevda'nın durumunu anlatınca
Ayşe, Sen nasıl bir insansın ya!
''Bu kadar mı iyi olunur''
İsmail, Şaşırır gibi oldu yaptığının neden bu kadar tuafına gittiğini anlamaya çalışıyordu... Ve Ayşe ona ''iyi'' demek istemişti.Gerçekten iyimiydi?Acaba iyilik başkalarının eksiklerini tamamlamak ve tebessümlerine neden olmakmıydı?
İsmail,''ne var bunda''
''kim olursa bunu yapardı benım durumum var ve bu şehire birdaha gelmeyeceğim insanların mutluluklarından keyif almaya başladım bu büyük birşey olamaz''
Ayşe, ''tabiki büyük birşey kim kimi düşünüyor ki bu zamanda Anneleri babaları onların mutluluğunu düşünmezken senin bunu aklından geçiriyor olman bile senin heykelinin dikilmesi gerektiğini gösterir''
İkiside güldü...
Ayşe, İsmail'i bir başka heyecanla dinliyor hayatında çok nadir yakaladığı belkide tek olan karşılıksız iyiliğin resmini süzüyordu.
Ayşe, Peki düğünde benden benim tanıdığım bir düğün salonu var. Üniversite den arkadasımdı...
24/12/2008 ·
Gülümsemek kadar hoş olan ne?
Ağlamak da bir yere kadar
Susmaktan başka güzel olan ne?
Konuşmakta bir yere kadar
Rüzğardan üşümek çok mu kötü?
Duvarların arkasına sığınmak nereye kadar
Nereye kadar mağlübiyetten kaçış
Nereye kadar sürer bu hayattan intihar
Kendinle bütünleşmek ne hoş
Kendinle çelişmek bir yere kadar
Hayata ''yeniden'' diyebilmek ne kadar da gurur dolu
Yenilğiyi kabullenmek nereye kadar
Mutluluk savaşcısı olmak ne kadar da tospembe
Mutsuzluğun karanlığı nereye kadar
Şimdi bir titreyiş ve yeniden doğma zamanı
Kabullenmek,konuşmak ya da susmak nereye kadar?
Hsnaa...
29/11/2008 ·
Durup,düşünürken hayatı
Kovalarken yılları
Ucurumların kenarından dönerken hep.
Bakmaya korktuğum,
Korkular düştü genç ama yorgun bedenime
Korkuların korkuları,düşlerin kırık,
Acı çektiren dakikaları
Uzun zamandan sonra yine yüreğin
Sayfalara akmasına sebep oldu
Ne denilebilirki ya da ne yazılabilir
Ne düşünülebilir nede yaşanır
Yaşanılmadığı gibi
Ölüm rüzgarlarını bile ters eden bir an...
Yazılmamış satırım,
Düşünülmemiş bir anım varmıydı?
Kalmışmıydı yorgun bedenimde yorulmayan bir
Organ...
Kalp atış hızımın hiç bu kadar hızlı olduğu
Yada olmadıgı bir an olmuşmuydu
Ya da hayat hiç bu kadar çağresiz,
Acı dolu yönünü-gerçegini- paylaşmışmıydı benimle
Paylaşmış ya da paylaşmamış
Bilinmez bilinemez
Benim ve bir şairin son satırlanırının anlamının
bilinemeyecegi,ölçülüp,tartılamayacağı kadar...
Oysa geçen ömürde
Geçirilen her saniyede umut ektiğim,
Yarınlara yadigar biraktığım saniyeler
Bu kadar hüzün mü verdi?
Büyütülen selviler,yeşermesi için hayattan
calınıp,
esirgeyip
Büyütülenler neden boy veremedi?
Yine karanlı geceler,
Aydınlık ufka duyulan özlem zerreleri yine kapıda
Sahi kapıda olmadığı bir an varmıydı!...
Ya da boşver bütün bu olanları,
Selvileri,
Yeşertilme umuduyla çalınan canları
Şimdi ne olacak...
Korkularla hesaplaşma mı?
Eskiden olduğu gibi kaçmak mı?
Ateşe atılmadan önce yaptığım gibi
Tıpgı hayat gibi,hayatın öğrettiği gibi
Kaçmak...
Hemde ardına bakmadan...
Hsnaa...
3/11/2008 ·
Gülsem...
Eski bir dostu görsem,
Yeni birine aşık olsam
Hiç görmediğim bir rüyaya dalsam
Hep görmek isteğim rüyalarda aylısam...
Gerçek hayatı yaşamayı bir kenara bırakıp
Çekip gitsem buralardan
Ya da çekip gitmek istediğim yerde olsam
göreceklerime yeni görecekler,duyacaklarıma yeni kulaklar bulsam
Aslında ben konuşsam
Yada susmayı bir kenara bıraksam
Düşleri avuçlarımın arasına alıp
Cesaretle,kimseye ihtiyacım olmadığını haykırsam!
Bir inansam...
Kendi kendime yetebildiğimi
Yada kimsenin bana el uzatmasına gerek olmadığını
Yapayalnızlık değil ya,
Kalabalık içinde yalnizlik yaşamasam...
Koşmak istediğimde koşsam
Durdugum,sustğumda yada her sana vurgun satırlarımda
Sana ihtiyacım olmadığını
Bir anlayabilsem...
Ne kadarda güzel ve kötü olurdu hayat
Tıpgı hayat gibi olurdu
Hayatım...
Hsnaa...
31/10/2008 ·
Ne denilebilinir ki
Sadece bir yaşamdayız
Sadece yaşıyor,hayata her geçen gün alışıyoruz
Yaşıyor ve hatta yaşatıyoruz...
Susuyoruz,konuşuyoruz,bağırıp,çağırıyoruz
Herşeyi bir nedene bağlayıp,
Ağladığımız da oluyor
Yüreklerimizi daglıyoruz
Nedensiz bir şekilde,hiç de anlamadan gözlerimiz de doluyor
Konuşmanın sebebini
Karşımızdaki sanıyoruz
Gözlermiz dalıyor,
Karşındakini düşünmeden
Onu ona anlatmak varken
Kendimizi ona haykırıyoruz...
Bencil olduğumuzda oluyor
Çoğu kez gözlerimiz kapanıyor
Düşlerimiz kırılmaya görsün
Hemen haykırıyoruz
Susmayı bilmeden
Susup konuşmak yerine
Sürekli konuşarak,
Gitmek istediğimiz yere,
İnmek istediğimiz derine
Bir türlü varamıyoruz!
Aslında kimseye ihtiyacımız yokken
birilerine sarılma ihtiyacı duyuyor Kollarımız
Genelde zor olan deryalara dalmak
Düşüyor
Yoruluyor kulaçlarımız
Bazen göremiyoruz
Hatta duyamıyoruz
Kendimizi...
Hsnaa...
28/10/2008 ·
Yoruldum,Usandım,Kimseye İhtiyacım yok!
Yalnızım,yalnışım,Kimse umrumda değil
Unuttum,unutuldum,unutturuldum,kimseyi hatırlamıyorum
Ağladım,güldüm,haykırdım,sustum Kimseye dokunmak istemiyorum
Yanı başımda ugurlarken ellerimle umutlu günleri
Haykırışlara yel ederken gülüşleri
Kimseye tamat etmeden yaşamyı,
Yalnız olmayı ögretti bana hayat
Belki yalan,belki yalnış belkide gereksizce bir ömür
Belki yalnış yollara saptığımda olmuştur
Belki hiç dolmaması gereken gözlerim
Gereksizce,umursamazca dolmuştur
Bilinmez,bilinemez,bilemez kimse
İçimi,yüregimi, kalp atış hızımı
Bilmezler...
Her karanlık çöktüğünde yollara dalan gözlerin
Görme alanına giremeyen adımlar
Nereden bilecek beklenen adımların sahiplerini
kimse bilemez beni
Ben acayip,gizem dolu yılların,Karanlık dolu ufukların
Aydınlık bekcisiyim
Bir gün denizlerle bir,dalgalarla muhattap olan bedenim
Birgün çöl topraklarında yagmura muhtacıtır.
Bir gün şimşek gibi çakarak,
Karadenizin dalgalarını kıskandırsada heybetim
Yinede mütevazi,usul,göz kaçıranlardanım
Yinede herşeye rağmen ben benim!
Kaybetmediğimi sansamda geçmişimi
yıllar alıp getiriyor umutları,hedefleri
Bir gün küçük bir umut dagı büyütürken
Birgün umut daglarının yıkmasını benkleri dertleri
Sahte yada sahte olmayan her ne varsa
Yinede bana uzak olsun
Ben ben olmadan fırlamadan önce
Kimse bana dokunmasın
Kimseye İhtiyacım yok...
Mutlulugumun yada mutsuzlugumun sorumlusu kimse değil ,
Yalnızım,yalnışım belki ama
Bu yaşamama,umut köprülerini inşaa etmeme engel degil...
Hsnaa...